16 Eylül 2010 Perşembe

Sanma ki Dert Sadece Sende Var-Hz.Mevlana


Sanma ki Dert Sadece Sende Var. Sendeki Derdi Nimet Sayanlar da Var.. Umudunuyıkma; Yusuf'u hatırla.. "Ayağın kırıldı diye üzülme. Allah sana belki kanat verecek. Kuyu dibinde kaldın diye kırılma,Yusuf kuyudan sultan oldu unutma!



MURAT ÖZDAŞ

3 Şubat 2010 Çarşamba



LÜTFEN VİDEOYU İZLERKEN BİLGİSAYARINIZIN SESİNİ EN YÜKSEK NOKTAYA ÇIKARIN..
MURAT ÖZDAŞ

16 Haziran 2009 Salı

Elifsu(İlk Yeğenim)

Elifsu(İlk Yeğenim)


MURAT ÖZDAŞ

21 Şubat 2009 Cumartesi

Bağlanmayacaksın...


BAĞLANMAYACAKSIN

Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
"O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.

Ve zaten genellikle o daha az sever seni,
Senin onu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de
korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları...
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
"O benim." diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasın istiyorsan birşeylerin...
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait
olacaksın.
Mesela turuncuya, yada pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, Hem
de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak...
(Can YÜCEL)
MURAT ÖZDAŞ

1 Ekim 2008 Çarşamba

SÖYLEDİKLERİMİZİN SONUCU...


Söylediklerinize dikkat edin; düşüncelere dönüşür...
Düşüncelerinize dikkat edin; duygularınıza dönüşür...
Duygularınıza dikkat edin; davranışlarınıza dönüşür...
Davranışlarınıza dikkat edin; alışkanlıklarınıza dönüşür...
Alışkanlıklarınıza dikkat edin; değerlerinize dönüşür...
Değerlerinize dikkat edin; karakterinize dönüşür...
Karakterinize dikkat edin; kaderinize dönüşür...



MURAT ÖZDAŞ

28 Eylül 2008 Pazar

ALBERT EINSTEIN SAVAŞ TEORİSİ






MURAT ÖZDAŞ

8 Eylül 2008 Pazartesi

Tam uydu


MURAT ÖZDAŞ

1 Eylül 2008 Pazartesi

700 Yıllık Altın Sözler



Aşağıda Osman Bey'e ünlü İslam Alimi, Şeyh Edeb-Ali'nin verdiği öğütleri anlatan bir yazı. Neredeyse 700 yıl önce söylenmiş ama hiç mi hiç eskimemiş. Tüm zamanlar için geçerli.


Oğul insanlar vardır şafak vaktinde doğar, akşam ezanında ölürler.

Avun oğlum avun. Güçlüsün, kuvvetlisin, akıllısın, kelamlısın,

ama bunları nerede, nasıl kullanacağını bilemezsen sabah

rüzgarında savrulur gidersin...

Öfken ve nefsin bir olup aklını yener. Daima sabırlı, sebatlı ve

iradene sahip olasın. Dünya senin gözlerinin gördüğü gibi büyük

değildir. Bütün fethedilmemiş gizemler, bilinmeyenler,

görülmeyenler ancak senin fazilet erdemlerinle gün ışığına

çıkacaktır. Ananı, atanı say, bereket büyüklerle beraberdir.

Bu dünyada inancını kaybedersen, yeşilken çorak olur, çöllere

dönersin. Açık sözlü ol, her sözü üstüne alma. Gördün söyleme,

bildin bilme.

Sevildiğin yere sık gidip gelme, kalkar muhabbetin itibar olmaz.

Üç kişiye acı:

* Cahiller arasındaki alime,

* Zenginken fakir düşene,

* Hatırlı iken itibarını kaybedene.

Unutma ki, yüksekte yer tutanlar, aşağıdakiler kadar emniyette değildir.

Haklı olduğunda mücadeleden korkma.

"Bilesin ki atın iyisine DORU,"

"Yiğidin iyisine DELİ derler."



MURAT ÖZDAŞ

30 Ağustos 2008 Cumartesi

Sudan'da kıtlık


MURAT ÖZDAŞ

28 Ağustos 2008 Perşembe

Yalan..

Yalan
Tohumdur.
Bire kırk verir.
Verdigi kırkın her biri
bir tohumdur ki
o da bire kırk verir.
***
Bilgi de tohumdur.
Bire yuz verir.
Verdigi yuzun her biri
Bir tohumdur ki;
sana bilgelik, torunlarina da ilham verir.
***
Zeka
Sudur.
Tohumlari yesertir.
Yalanı da bilgiyi de.
***
Yetenek
Topraktır.
Ne ekersen onu biçersin.
Ekmezsen üzerinde ayrık otları biter.
***
Emek
Günestir.
Tohuma da suya da toprağa da hayat verir..
***
Kader
Cadırındaki kilim gibidir.
ipliğini Ulu Manitu verir
Sen dokursun.
Deseni sendendir,
renkleri Allah'tan.
***
Şans
Dogal gübredir.
Boktan bir seydir yani.
Ne zaman nereye düseceği belli olmaz.
Kilimine düşerse kirletir. Desenini degistirir.
Her seyi "bombok" eder.
Oysa toprağına düşerse besler.

Bu kitabe okuyana ilham,
yazana derman,
dağıtana şans getirir.
(Kilis'ten değerli bir arkadaşın yazısı)

MURAT ÖZDAŞ

İlk Mantık Dersi..



İlk Mantık Dersi ...

Öğrenciler o yılın ders programında yeni bir ders olduğunu farkederler.Dersin adı Mantıktır ve derse yaşlıca bir profesör girecektir.Nihayet ilk ders başlar.Çocuklardan biri söz hakkı isteyip :
-Sayın profesör mantık bize ne öğretir? Lütfen herşeyden önce bunu anlatır mısınız? ricasında bulunur.
Profesör kendisine merak ve şüpheyle bakan talebelerine;
-Mantık derisin insanların düşüncesine yaptığı etkiyi açıklamak biraz güçtür.Onun için bunu sizlere bir örnekle açıklamak istiyorum,der.Farzedin ki maden ocağından iki insan çıkıyor.Birinin üzeri tertemiz,diğerinin ise kömür karası içinde. Bunlardan hangisini yıkanması lazımdır?
Öğrenciler hiç tereddüt etmeden "Elbette kirli olan" diye cevap verirler. Profesör tebessüm ederek... "İşte çocuklar mantık bu soruya cevap vermeden önce şunu sorar! Nasıl olurda bir maden ocağından çıkan iki kişiden birinin üzeri tertemiz iken diğerinin ki kömür karası oluyor... ?

(Kilis'ten değerli bir arkadaşın yazısı..)

MURAT ÖZDAŞ

27 Ağustos 2008 Çarşamba

Hz. İsa'nın kaçtığı Dağ



Ermişin birini yolda yürürken görmüşler. Bir elinde bir kova su, öteki elinde bir meşale taşıyormuş.

“Nereye gidiyorsun böyle” diye sormuşlar.

“Bu kovayla cehennemi söndüreceğim, bu ateşle de cenneti yakacağım” demiş.

“Niçin” demişler.

“İnsanlar” demiş “günahı ve sevabı, cennet vaadi ve cehennem korkusu için değil kendi gönülleri için yapsın.”

Bu kıssa tam Doğu toplumları içindir.

Çünkü insanların çoğunun içi fesattır. Yapılan her işin arkasında bir cennet vaadi ve cehennem korkusu ararlar.

Hiçbir art niyet olmadan sadece düşündüğünü söyleyen beyinleri ve kendilerine zararı dokunsa bile gönüllerinden geçeni paylaşanları anlayamazlar.

Bu kara gönüllülere göre her söz hesaplıdır. Her davranışın arkasında bir çıkar hesabı vardır.

Bu yüzden cenneti tutuşturmak ve cehennemi söndürmek isteyen ermişi de anlayamazlar.



***


Bir dönemde “yüreğin taşıyıp götürür seni” demiştim. Bana göre bütün insanlar, yüreklerinin sesine kulak verip yürürlerdi çünkü.

Ama aradan geçen yıllar bana öğretti ki bu ülkede yürekle mürekle hiç ilgisi olmayan, hayatı sadece bir sırtlan dövüşü olarak görenler var.

Hiçbir dertleşmeyi, hiçbir içtenliği anlamıyorlar.

Hesapsız kitapsız alıp başını gitmek duygusunu bir kez bile duymamışlar içlerinde.

Onlara göre eğer siyasi bir yazı yazılıyorsa mutlaka arkasında bir hesap var.

Tuval üzerinde gezen her fırçanın, tellerde gezinen her parmağın, kâğıda sürtünen her kalemin, onların kafasındaki kadar kirli, dünyevi ve gündelik taktikleri var.

Anadolu ozanları bunları çok güzel tarif etmiş.

Mesela demiş ki:

“Adem vardır cismi semiz

Abdest alır olmaz temiz”

Anlamamışlar.

Bir başkası demiş ki:

“Ormanda büyüyen adam azgını

Çarşıda pazarda insan beğenmez

Medrese kaçkını softa bozgunu

Selam vermeye dervişan beğenmez”

Yine anlamamışlar.

Çünkü onların yürekleri kararmış. Bakın İbn Arabi bunları nasıl anlatır:

Hz. İsa’yı dağa doğru koşarken görmüşler.

“Ya peygamber, neden kaçıyorsun aslandan mı, kaplandan mı, ejderhadan mı?”

İsa “Ben peygamberim bunlardan korkmam!” demiş.

“Peki o zaman neden kaçıyorsun?” diye ısrar

etmişler.

“Ahmaklardan kaçıyorum” demiş. “Aslandan kaplandan korkmam ama ahmaktan korkarım. Çünkü onların kalpleri karadır, hiçbir söz işlemez bunların yüreklerine.”


***


Bugünlerde hep kendime sorup duruyorum: İsa’nın kaçtığı dağ neresiydi acaba?

Ve orada sıradan ölümlülere de yer var.

MURAT ÖZDAŞ

16 Ağustos 2008 Cumartesi

MURAT ÖZDAŞ- BATMAN

17 Ağustos 2007 Cuma

Bilge İnsanların Değerli Sözleri


Bir bilgeye sormuşlar:

- Bir insanın zekasını nereden anlarsınız ?

- Konuşmasından.

- Ya hiç konuşmazsa ?

O kadar akıllı insan yoktur ki !..


*** Bir bilgeye nasıl bu kadar doğru kararlar alabildiğini sormuşlar,

"Deneyim" demiş. O deneyimi nasıl kazandın, diye sormuşlar "Hatalarımla" demiş


*** Bir bilgeye sormuşlar:

- Efendim canınız ne istiyor ?

Bilge cevaplamış:

-Canım hiçbir şey istememeyi istiyor... ve devam etmiş... Bu ruh halinin adı gönül yorgunluğudur...


*** Bir bilgeye " Nasıl insan oluruz ?" diye sormuşlar ya. "Üç adım atlama" gibi bir cevap vermiş bilge kişi:

Önce sana kötülük yapanlara kötülük düşünmemen gelir, İnsanlığa attığın ilk adım budur...

Sana kötülük yapanlara iyilik yapabildiğin an ise ikinci büyük adımı atar ve hakiki insan olmaya başlarsın. Nihayet, sana iyilik yapanla kötülük yapan arasında bir fark hissetmeyecek hale geldiğin zaman insan olursun


*** Bilgeye sormuşlar dünya da en güzel şey ne diye?

´Sevmek´ demiş... Peki sonra? demişler... ´Sevilmek´ demiş... Peki neden sevmek sevilmekten önce geliyor ? demişler... O da demiş ki ´insan sevdiğine sevildiğinden daha çok emindir...


*** Bilgeye Sormuşlar:

- İnsan neden dilek diler ?

- İnsan gerçekleşmesi için diler, ama bilmez ki gerçekleştirmek için dilemek gerek.


*** Bir bilgeye sormuşlar en mutlu insan kimdir; İşte o dağdaki çobandır demiş. Neden diye sormuşlar. Çünkü demiş insan bildikleriyle yaşar, onun bildikleri koyunları ve çevresiyle sınırlı kendisini mutsuz edecek veya kafasını karıştıracak fazla bir bilgiye sahip değil.




MURAT ÖZDAŞ

2 Temmuz 2007 Pazartesi


SU

Şimdi sen su olduğunu düşün.Su kadar özel, su kadar faydalı ve su gibi hayat kaynağı olduğunu düşün .İnanıyorum ki gerçekten de öylesin. Ama ister çeşmelerden dökül, ister göklerden yağ, ister nehirler dolusu ak; Dibi olmayan kovayı dolduramazsın.Yani sen dinlemeyenlere sesini duyuramazsın. Unutma daha çok bağırdığında daha çok dinlenmezsin. Gürültünün parçası olursun sadece. Suyun yanında olanlar, suyu en az içenlerdir. Çünkü ‘su nasılsa burada, lüzum yok ki içmeye’ diye düşünürler. Aynen, sesini sürekli duyanların, seni dinlemedikleri gibi! Su gibi yaşatıcı ol. Sel gibi yıkıcı, sürükleyici ve öldürücü değil..Sen bir su ol.. Ama rahmet ol, Afet değil….Yayılabileceğin vadiler varken önünde, küçük ırmaklara ayırabiliyorsan kendini ve bardaklara bölebiliyorsan hayat verirsin çevrene....