8 Eylül 2008 Pazartesi

Tam uydu


MURAT ÖZDAŞ

1 Eylül 2008 Pazartesi

700 Yıllık Altın Sözler



Aşağıda Osman Bey'e ünlü İslam Alimi, Şeyh Edeb-Ali'nin verdiği öğütleri anlatan bir yazı. Neredeyse 700 yıl önce söylenmiş ama hiç mi hiç eskimemiş. Tüm zamanlar için geçerli.


Oğul insanlar vardır şafak vaktinde doğar, akşam ezanında ölürler.

Avun oğlum avun. Güçlüsün, kuvvetlisin, akıllısın, kelamlısın,

ama bunları nerede, nasıl kullanacağını bilemezsen sabah

rüzgarında savrulur gidersin...

Öfken ve nefsin bir olup aklını yener. Daima sabırlı, sebatlı ve

iradene sahip olasın. Dünya senin gözlerinin gördüğü gibi büyük

değildir. Bütün fethedilmemiş gizemler, bilinmeyenler,

görülmeyenler ancak senin fazilet erdemlerinle gün ışığına

çıkacaktır. Ananı, atanı say, bereket büyüklerle beraberdir.

Bu dünyada inancını kaybedersen, yeşilken çorak olur, çöllere

dönersin. Açık sözlü ol, her sözü üstüne alma. Gördün söyleme,

bildin bilme.

Sevildiğin yere sık gidip gelme, kalkar muhabbetin itibar olmaz.

Üç kişiye acı:

* Cahiller arasındaki alime,

* Zenginken fakir düşene,

* Hatırlı iken itibarını kaybedene.

Unutma ki, yüksekte yer tutanlar, aşağıdakiler kadar emniyette değildir.

Haklı olduğunda mücadeleden korkma.

"Bilesin ki atın iyisine DORU,"

"Yiğidin iyisine DELİ derler."



MURAT ÖZDAŞ

30 Ağustos 2008 Cumartesi

Sudan'da kıtlık


MURAT ÖZDAŞ

28 Ağustos 2008 Perşembe

Yalan..

Yalan
Tohumdur.
Bire kırk verir.
Verdigi kırkın her biri
bir tohumdur ki
o da bire kırk verir.
***
Bilgi de tohumdur.
Bire yuz verir.
Verdigi yuzun her biri
Bir tohumdur ki;
sana bilgelik, torunlarina da ilham verir.
***
Zeka
Sudur.
Tohumlari yesertir.
Yalanı da bilgiyi de.
***
Yetenek
Topraktır.
Ne ekersen onu biçersin.
Ekmezsen üzerinde ayrık otları biter.
***
Emek
Günestir.
Tohuma da suya da toprağa da hayat verir..
***
Kader
Cadırındaki kilim gibidir.
ipliğini Ulu Manitu verir
Sen dokursun.
Deseni sendendir,
renkleri Allah'tan.
***
Şans
Dogal gübredir.
Boktan bir seydir yani.
Ne zaman nereye düseceği belli olmaz.
Kilimine düşerse kirletir. Desenini degistirir.
Her seyi "bombok" eder.
Oysa toprağına düşerse besler.

Bu kitabe okuyana ilham,
yazana derman,
dağıtana şans getirir.
(Kilis'ten değerli bir arkadaşın yazısı)

MURAT ÖZDAŞ

İlk Mantık Dersi..



İlk Mantık Dersi ...

Öğrenciler o yılın ders programında yeni bir ders olduğunu farkederler.Dersin adı Mantıktır ve derse yaşlıca bir profesör girecektir.Nihayet ilk ders başlar.Çocuklardan biri söz hakkı isteyip :
-Sayın profesör mantık bize ne öğretir? Lütfen herşeyden önce bunu anlatır mısınız? ricasında bulunur.
Profesör kendisine merak ve şüpheyle bakan talebelerine;
-Mantık derisin insanların düşüncesine yaptığı etkiyi açıklamak biraz güçtür.Onun için bunu sizlere bir örnekle açıklamak istiyorum,der.Farzedin ki maden ocağından iki insan çıkıyor.Birinin üzeri tertemiz,diğerinin ise kömür karası içinde. Bunlardan hangisini yıkanması lazımdır?
Öğrenciler hiç tereddüt etmeden "Elbette kirli olan" diye cevap verirler. Profesör tebessüm ederek... "İşte çocuklar mantık bu soruya cevap vermeden önce şunu sorar! Nasıl olurda bir maden ocağından çıkan iki kişiden birinin üzeri tertemiz iken diğerinin ki kömür karası oluyor... ?

(Kilis'ten değerli bir arkadaşın yazısı..)

MURAT ÖZDAŞ

27 Ağustos 2008 Çarşamba

Hz. İsa'nın kaçtığı Dağ



Ermişin birini yolda yürürken görmüşler. Bir elinde bir kova su, öteki elinde bir meşale taşıyormuş.

“Nereye gidiyorsun böyle” diye sormuşlar.

“Bu kovayla cehennemi söndüreceğim, bu ateşle de cenneti yakacağım” demiş.

“Niçin” demişler.

“İnsanlar” demiş “günahı ve sevabı, cennet vaadi ve cehennem korkusu için değil kendi gönülleri için yapsın.”

Bu kıssa tam Doğu toplumları içindir.

Çünkü insanların çoğunun içi fesattır. Yapılan her işin arkasında bir cennet vaadi ve cehennem korkusu ararlar.

Hiçbir art niyet olmadan sadece düşündüğünü söyleyen beyinleri ve kendilerine zararı dokunsa bile gönüllerinden geçeni paylaşanları anlayamazlar.

Bu kara gönüllülere göre her söz hesaplıdır. Her davranışın arkasında bir çıkar hesabı vardır.

Bu yüzden cenneti tutuşturmak ve cehennemi söndürmek isteyen ermişi de anlayamazlar.



***


Bir dönemde “yüreğin taşıyıp götürür seni” demiştim. Bana göre bütün insanlar, yüreklerinin sesine kulak verip yürürlerdi çünkü.

Ama aradan geçen yıllar bana öğretti ki bu ülkede yürekle mürekle hiç ilgisi olmayan, hayatı sadece bir sırtlan dövüşü olarak görenler var.

Hiçbir dertleşmeyi, hiçbir içtenliği anlamıyorlar.

Hesapsız kitapsız alıp başını gitmek duygusunu bir kez bile duymamışlar içlerinde.

Onlara göre eğer siyasi bir yazı yazılıyorsa mutlaka arkasında bir hesap var.

Tuval üzerinde gezen her fırçanın, tellerde gezinen her parmağın, kâğıda sürtünen her kalemin, onların kafasındaki kadar kirli, dünyevi ve gündelik taktikleri var.

Anadolu ozanları bunları çok güzel tarif etmiş.

Mesela demiş ki:

“Adem vardır cismi semiz

Abdest alır olmaz temiz”

Anlamamışlar.

Bir başkası demiş ki:

“Ormanda büyüyen adam azgını

Çarşıda pazarda insan beğenmez

Medrese kaçkını softa bozgunu

Selam vermeye dervişan beğenmez”

Yine anlamamışlar.

Çünkü onların yürekleri kararmış. Bakın İbn Arabi bunları nasıl anlatır:

Hz. İsa’yı dağa doğru koşarken görmüşler.

“Ya peygamber, neden kaçıyorsun aslandan mı, kaplandan mı, ejderhadan mı?”

İsa “Ben peygamberim bunlardan korkmam!” demiş.

“Peki o zaman neden kaçıyorsun?” diye ısrar

etmişler.

“Ahmaklardan kaçıyorum” demiş. “Aslandan kaplandan korkmam ama ahmaktan korkarım. Çünkü onların kalpleri karadır, hiçbir söz işlemez bunların yüreklerine.”


***


Bugünlerde hep kendime sorup duruyorum: İsa’nın kaçtığı dağ neresiydi acaba?

Ve orada sıradan ölümlülere de yer var.

MURAT ÖZDAŞ

16 Ağustos 2008 Cumartesi

MURAT ÖZDAŞ- BATMAN